ana sayfa > Kimdir > Nurullah Ataç kimdir hayatı özeti eserleri nelerdir

Nurullah Ataç kimdir hayatı özeti eserleri nelerdir

Okunma 3.762
Pazar, 11 Ağu 2013 yorum ekle yorumlara git

Nurullah ataçYeni Türk edebiyatının gelişme­sine, dil devrimine, çağdaş düşünceye önemli katkısı olan bir edebiyat ada­mıdır. Eleştiri yazıları ve çevirileriyle tanınır.

İstanbul’da doğdu. Babası Gümrükçüoğlu ailesinden Mehmet Ata Bey’dir (1958-1919). Ata Bey Galatasaray Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yap­mış, devlet hiz­metinde çalışmış, Osmanlı devle­tinin son yılların­da kısa bir süre Maliye Bakanı ol­muştu. “İktitaf” (1898) adlı seç­me edebiyat ya­zıları kitabı ve Avusturyalı tarih­çi, doğu bilimci Hammer’den çe­virdiği 10 ciltlik ‘ Devlet-Î Osma­niye Tarihi’yle (1911-1919) ta­nınır. Ataç’ın ağabeyi, Claude Bernard’dan “Tıpta Tecrübe Usulünün Tetki­kine Giriş” (1934), Ch. V. LangloisCh. Seignobos’tan “Tarih Tetkiklerine Gi­riş” (1937) gibi çevirileri olan, özellik­le Ankara Radyosu’ndaki “Evin Saati” konuşmalarıyla ün kazanan Dr. Galip Ataç’tır. Ataç’ın anadilini ve Fransızcayı çok iyi öğrenmesinde, Batı uygarlığını benimsemesinde, eski kültürümüzü çok yakından tanımasın­da, akılcılığında babasının ve ağabe­yinin önemli katkısı olmuştur.

1909–1913 yıllarında Galatasaray Li­sesi’nde okuyan Ataç, öğrenimini Ce­nevre’de sürdürdü; babasının ölümü üzerine ülkesine dönerek bir süre Edebiyat Fakültesi’nde okudu.1921’den itibaren İstanbul, Sivas, Adana ve Ankara’da Fransızca, Türkçe, edebiyat dersleri öğretmenliği yaptı. 1952’de Cumhurbaşkanlığı çevirmenliğinden emekliye ayrıldı. Millî Eğitim Ba­kanlığı Tercüme Bürosu’nun kuru­luşunda görev almış, dünya kla­siklerinin Türkçe’ ye kazandırılma­sında çalışmıştı. 1951’den ölü­müne dek Türk Dil Kurumu’nda yönetim kurulu üyeliği ve yayın kolu başkanlığın­da bulundu. 17 Mayıs 1957’de Ankara’da öldü.

Ataç’ın yazı hayatı 1921’de Yahya Kemal’in yönetiminde ya­yınlanan “Der­gâh” Dergisi’nde başladı. Akşam, Hâkimiyet-i Milliye (daha sonra Ulus), Milliyet, Son Posta, Haber Akşam Postası, Cumhuriyet, Son Ha­vadis gibi gazetelerde, Yedi gün, Yeni Adam, Yarım Ay, Ülkü, Varlık, Türk Dili gibi dergilerde ölümüne dek eleş­tiriler, denemeler, çeviriler yayımlandı.

İlk eleştiri yazılarında tiyatro ko­nusu önemli bir yer tutuyordu. Şiirler, öyküler de yazdı. Ahmet Hamdi Tanpınar, onun “Yarası kapanmaz hançer getirdim” dizesi bulunan şiirini “dö­nemin (1920’lerin) hece şiirleri arasın­da belki en güzellerinden biri” sayar. Ancak Ataç, asıl denemeci ve ede­biyat eleştirmeni, dil devrimcisi olarak etkili oldu. Türk edebiyatının sorunla­rını çözümledi, yeni Türk edebiyatını değer yargılarına bağladı, özellikle yeni şiiri geniş çevrelere tanıttı ve yeni şiirin ilkelerinin benimsenmesini sağladı, dil devriminin gerçekleşme­sine katkıda bulundu.

BAŞLICA ESERLERİ
Sağlığında yazılarını derleyen şu kitapları yayımlandı: “Günlerin Getir­diği” (1946), “Karalama Defteri” (1952), “Sözden Söze” (1952), “Arar­ken” (1954), “Diyelim” (1953). ölü­münden sonra bunlara şu derlemeler eklendi: “Söz Arasında” (1957), “Okuruma Mektuplar” (1958), “Pros-pero ile Caliban” (1981), “Söyle­şiler” (1964), “Günce” (2 cilt, 1972), “Dergilerde” (1980).

Kitaplarına girmemiş daha pek çok yazısı bulunan Ataç’ın özellikle Fran­sız edebiyatından, Yunan ve Latin kla­siklerinden dilimize kazandırdığı yapıt­ların sayısı 50’yi aşar. Bunlar arasında Stendhal’ın “Kızıl ile Kara”sı AlainFournier’nin “Adsız Kösk”ü, Choder-los de Laclos’nun “Tehlikeli İlişki­ler”!, Lukianos’un “Seçme Yazılar”ı, Terentius ile Plautus’un güldürüleri anılabilir.

Ataç çevirilerinden bazılarını “Sabiha Yağızlar” ve “Alkan” takma ad­larıyla yayınladı. Uzun bir dizi oluş­turan ve basındaki dil yanlışlarını eleş­tiren yazılarında (Tan, Haber-Akşam Postası, 1936-1937) Ahfeş; DF yönet-timi sırasında, CHP organı Ulus Gaze­tesi’ndeki siyasal yazılarında “Kavafoğlu” ve “Ali Gümrükçü” takma ad­larını kullandı.

Ürünlerinden birçoğu deneme ya­zısı niteliğinde olan, eleştirilerinde de deneme türünün olanaklarından bol bol yararlanan Ataç, zaman zaman şu genel başlıklar altında yazdı: Cereyan­lar ve Kitaplar, Olaylar ve Kişiler, Fikirler ve İnsanlar, Edebiyat Konuş­maları, Günler Boyunca, Hayata Dair, Uzaktan, Kezbana Mektup, Allıyla Konuşmalar, Söyleşi, Okuruma Mek­tuplar, Dergiler…

Ataç, ilk yazılarından başlayarak Türk edebiyatında yenilik hareketle­rinin bir öncüsü olarak göründü. Ka­lıplaşmış, yerleşmiş akıldışı yargılara sürekli karşı çıktı. Okurunu uyaran, herkesin benimsediği yargıları ye­niden tartışma gündemine getiren, on­lar üzerinde uyarıcı, düşündürücü so­rular soran bir eleştiri anlayışının tem­silcisiydi. Haksız ün kazanmış değer­siz yazarların gerçek yüzlerini göste­rirdi. Onun ilgi duyduğu asıl edebiyat türü şiirdi. Divan şiirinin biçim ustalı­ğını, söz zenginliğini, yansıttığı duyar­lığı sık sık konu edindi. Bu şiirin az bilinen birçok ürününü okurlarına ta­nıtıp sevdirdi. Yazarlığının ilk 15 yılı boyunca dönemin Türk şiirinde önemli yeri olan Ahmet Haşim, Yahya Kemal, Necip Fazıl, Nazım Hikmet gibi şair­lerin yapıtları üzerindeki değerlendir­meleriyle tanınmıştı. Ancak şiir konu­sunda asıl etkili yayını Orhan Veli ile arkadaşlarının başlattığı yeni şiir akımı konusunda oldu. Bu şiirin söz oyunla­rından uzaklaşan, vezin ve kafiyeyi bir yana bırakan, konuşma dilinin do­ğal tadını taşıyan, şiirin alışılmış tema­larını aşarak günlük yaşama açılan ürünlerini geniş çevrelere tanıttı. “Ga­rip akımı” adı verilen ve 1940’larda alabildiğine yadırganan bu hareketi saldırılara karşı savundu. Öte yandan dilin yanlışsız, kolay kavranacak bi­çimde kullanılmasını başlangıçtan beri kaygı edinmişti. Halk dilini, halk söyle­yişini yazı diline temel alıyordu. Dilin gelişip zenginleşmesi yolunda Türkçe köklerden yeni terimler türetilmesini zorunlu sayıyordu. Yazılarında kullan­dığı, bazılarını kendisinin bulduğu “anlatı, ayrıcalık, örneğin, yapıt” gibi birçok sözcüğün dilde yerleşmesine yardımcı oldu. Buna karşılık “dörüt, tilcik, çizek” gibi sözcükleri yaşama geçemedi. Ancak onun çabalarıyla ça­ğının yazarları aklın ve sağduyunun ışığında sanki bir dil seferberliğine girdiler

Edebiyat ve dil alanlarındaki yeni­likçi tutumu onun uygarlık konusun­daki genel görüşlerinin bir parçasıydı. Batı uygarlığını akılcı, laik, kişi hakla­rına saygılı bir yaşam biçimi ve kültür alanı olarak ele alıyordu. Bu uygar­lığın temelleriyle birlikte kavrayıp be­nimsenmesini gerekli sayıyordu. Bu­nun için de okullarda Yunanca ve

Latince okutulmasını öngörüyordu. Çevirileri bu kültürü yakından tanıtma çabasının bir parçasıdır.

Çevirilerinde yalnız anlamı aktar­makla yetinmezdi. Çeviri kokusundan uzak, konuşma dilinin doğallığını ta­şıyan sıcak bir söyleyiş, okurlarını ya­kından sarardı. Eleştiri ve denemeleri de yer yer devrik cümlelerden yarar­lanarak doğal bir söyleyiş, bir söyleşi havası kazanmıştı.

Kendisini bir eleştiri yazarından çok bir moralist (ahlakçı) saydığını belirtmişti. Ancak bu tutumu sımsıkı ahlak yargıları getiren, düşünceleri, davranışları onlara göre kısıtlamaya girişen davranışların tam karşısınday­dı. Denemelerinde insanın sevgi, ölüm, yalnızlık, doğa karşısındaki ko­numu, insanın insanla ilişkisi, insanın sanat yapıtı karşısındaki davranışı gibi konularda düşüncelerini sergiliyordu. Sanatta olduğu gibi düşüncede ve ya­şamda da özgürlük, yazılarının başlıca konusuydu

..
Categories: Kimdir Tags:
  1. şenis
    Pazartesi, 10 Şub 2014 zamanında 19:30 | #1

    kısa dedik ama yaaaaaaaaaaaaaa

  2. jb
    Pazartesi, 17 Şub 2014 zamanında 18:06 | #2

    bu kısa abi yaaaa biraz dahaaaa kısa yok muyudu

  3. Şeyma Nur Çakır
    Çarşamba, 19 Şub 2014 zamanında 19:15 | #3

    üfffffffffffff kısa dedik yaaaaaaaaaaaa

  4. melike
    Pazar, 23 Şub 2014 zamanında 20:21 | #4

    bencede ben bunu 4 yılda anca yazarım ☻ ☻

  5. bahar
    Pazartesi, 24 Şub 2014 zamanında 17:41 | #5

    teşekkür ederim işime çok yaradı

  6. bahar
    Pazartesi, 24 Şub 2014 zamanında 17:42 | #6

    teşekkür ederim işime çok yaradı ama biraz daha uzun olsaydı daha iyi olurdu teşekkür ederim…

  7. bahar
    Pazartesi, 24 Şub 2014 zamanında 17:44 | #7

    mızmız etme lan nyse ooooo

  8. anan
    Perşembe, 13 Mar 2014 zamanında 15:44 | #8

    hacı çok işime yaradı dahada kısasını bulabilirmisini. bunun .d

  9. anan
    Perşembe, 13 Mar 2014 zamanında 15:45 | #9

    hacı çok işime yaradı dahada kısasını bulabilirmisiniz bunun .d

  1. şimdilik geri bağlantı yok